kertenkerem_
· Seyahat · 3 dk okuma

Ateş ve Buz Ülkesi: 10 Günlük İzlanda Çember Yolu (Ring Road) Yolculuk Rehberi

Kuzey ışıklarının altında uyanmak, uçsuz bucaksız lav tarlalarının ortasında kaybolmak ve her virajda başka bir gezegene inmiş gibi hissetmek… İzlanda, çoğumuz için yalnızca hayallerde kalan, pahalılığıyla göz korkutan bir ütopya. Oysa doğru planlamayla bu vahşi coğrafyayı bütçenizi batırmadan keşfetmek sandığınız kadar zor değil. Bu yazıda adayı çevreleyen o meşhur yolculuğa birlikte çıkıyoruz. Kemerleri bağlayın, burası bildiğiniz Avrupa seyahatlerine hiç benzemiyor.

Doğru aracı seçmek: macera nasıl başlar?

İzlanda’yı keşfetmenin en mantıklı ve aslında tek özgür yolu kendi aracınızın direksiyonuna geçmek. Araçla İzlanda turu için ilk vermeniz gereken karar, binek araç mı yoksa campervan mı kiralayacağınız olmalı. Bütçe bilinciniz yüksekse ve otel fiyatlarına gecelik minimum 150-200 Euro vermek istemiyorsanız, arkası yatağa dönüşen bir campervan hayat kurtarıyor. Sezon dışı dönemlerde, yani Mayıs veya Eylül aylarında günlük 80 ila 120 Euro bandında kiralayabileceğiniz ısıtıcılı bir minibüs hem eviniz hem de yol arkadaşınız oluyor.

Ring Road tamamen asfalt olduğu için dik dağ yollarına girmeyecekseniz ekstrem bir jipe ihtiyacınız yok. Yine de araç kiralarken kum ve kül sigortasını mutlaka ekletin; İzlanda rüzgârı kapıları bile uçurabilecek güçte esiyor.

İzlanda’da yakıt oldukça pahalı, litre fiyatı yaklaşık 2.2-2.5 Euro civarında seyrediyor. Araba kiralarken size verilen indirim çiplerini mutlaka kullanın. 10 günlük bir rotada bu küçük çipler size güzel bir akşam yemeği parası tasarruf ettirecektir.

Güney sahili: klişelerden kaçış ve gizli noktalar

Keflavik Havalimanı’ndan aracınızı teslim alıp tekeri döndürdüğünüz an macera başlıyor. Klasikleşen Golden Circle rotasını hızla geçip güneye, asıl macera olan Ring Road üzerine kırıyoruz direksiyonu. İlk gün Seljalandsfoss ve Skogafoss gibi dev şelalelerin altından ıslanarak geçeceksiniz. Ancak herkesin durduğu o kalabalık otoparklardan biraz uzaklaşmayı deneyin. Seljalandsfoss’un hemen beş yüz metre ilerisinde, kayaların arasına gizlenmiş Gljufrabui şelalesi bulunuyor. Su geçirmez kıyafetlerinizi giyip dar bir kanyondan içeri sızdığınızda gizli bir tapınağa adım atmış gibi hissedeceksiniz.

Güneye doğru iki saatlik bir sürüşün ardından Vik kasabasına varıyoruz. Siyah kumsallarda yürürken Atlantik’in hırçın dalgalarını izlemek büyüleyici ama bir o kadar da tehlikeli; sinsi dalgalara karşı her zaman tetikte olun.

Buzullardan geçip doğu fiyortlarına

Yolculuğun dördüncü gününde manzara tamamen değişiyor ve kendinizi dev Vatnajökull buzulunun eteklerinde buluyorsunuz. Jökulsarlon Buzul Gölü, dev mavi buz kütlelerinin denize doğru süzüldüğü masalsı bir durak. Buradaki en büyük hata, yalnızca göl kenarında durup fotoğraf çekmek. Hemen yolun karşısındaki Diamond Beach’e geçin ve siyah kumsala vuran, elmas gibi parıldayan buz parçalarına dokunun.

Buradan sonra yol bizi İzlanda fiyortlarına götürüyor. Doğu fiyortları, turist kalabalığının bıçak gibi kesildiği, dik dağların okyanusla birleştiği o ıssız İzlanda hissini en iyi veren yer. Seydisfjördur kasabasına giden virajlı ve sisli dağ yolunu tırmanırken bu ülkeye neden aşık olunduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Ulaşım süreleri burada biraz uzuyor; fiyortların girintili çıkıntılı yapısı yüzünden haritada kısa görünen yollar bazen saatler sürebiliyor.

İzlanda’da dışarıda yemek yemek gerçek bir bütçe düşmanıdır. Sıradan bir hamburger menüsü bile 30 Euro’yu bulabilir. Alışverişinizi mutlaka yerel süpermarketler olan Bónus veya Krónan’dan yapın. Kendi yemeğinizi kamp alanlarında pişirmek, harcamalarınızı yarı yarıya düşürür.

Kuzeyin volkanik kalbi ve eve dönüş

Kuzeye doğru çıktıkça dünya dışı bir deneyim bizi bekliyor. Myvatn Gölü çevresi, tüten jeotermal bacaları ve kraterleriyle Ay yüzeyini andırıyor. Pahalı turistik kaplıcalar yerine yerel halkın da tercih ettiği, çok daha sakin ve bütçe dostu Myvatn Nature Baths’e girmek güzel bir alternatif. Giriş ücretleri diğer popüler yerlerin neredeyse yarı fiyatına geliyor. Yolculuğun son günlerinde batıya doğru ilerlerken Snæfellsnes Yarımadası’nı es geçmeyin. “Küçük İzlanda” olarak anılan bu bölge, ülkenin tüm karakteristik özelliklerini tek bir yarımadada topluyor.

Yola çıkmadan önce güncel yol durumunu ve anlık hava durumunu kontrol etmek hayati önem taşıyor. Terminal meraklıları şu basit komutla Reykjavik hava durumuna hızlıca bakabilir:

curl wttr.in/Reykjavik

On günün sonunda başlangıç noktanıza döndüğünüzde yalnızca bir tatil yapmış olmayacak, doğanın gücü karşısında kendi sınırlarınızı da test etmiş olacaksınız. Ring Road bir yoldan fazlası: Kendi kendinizle baş başa kaldığınız, doğanın hiyerarşisinde ne kadar küçük olduğumuzu hatırlatan bir arınma rotası. Doğru ekipman, iyi bir yol arkadaşı ve esnek bir planlamayla İzlanda sandığınız kadar ulaşılamaz değil. Yola çıkın, ateş ve buzun ülkesi sizi bekliyor.